''ag-ga'' Tamgası
Ag tamgasının kültürel olarak ayrı bir önemi olduğunu söylemek isterim. Türklerin kılık kıyafetiyle ilgili ayrıca bir bilgi kaynağıdır aynı zamanda. Ag tamgasının kökeni pantolondur. Evet yanlış duymadınız pantolon! Günümüzde bazı kesimler her ne kadar pantolon batı işi diyip giymek istemese de pantolon bizim atalarımızın binlerce yıldır giydiği bir kıyafettir. Atlarla iç içe bir yaşam süren atalarımızın bu durumu kıyafete de yansımıştır. Pantolonu, rahat bir şekilde ata binebilmek için atalarımız binlerce yıldır kullanmıştır. At üstünde uzun yollar kateden adeta atsız bir hayatın düşünülemediği zamanlarda rahat durması için pantolon yapılma ihtiyacı duyulmuştur.
Gel gelelim pantolon ve ag tamgası arasındaki ilişkiye. Ag tamgasıda ses dönüşümüne uğramış bir başka tamgadır. Burada zamanla g>ğ dönüşümü olmuştur. Ag yani günümüz kullanımı ağ , pantolonun apış arasında kalan kısmıdır. Ag tamgasıda bu belirttiğim yani pantolon ağından gelmektedir ve şekil itibarıyla apış arası çizgisi ve iki bacak arasında kalan boşluğun düz bir şekilde çizilmesinden oluşmaktadır.
READ MORE
Ag tamgasının kültürel olarak ayrı bir önemi olduğunu söylemek isterim. Türklerin kılık kıyafetiyle ilgili ayrıca bir bilgi kaynağıdır aynı zamanda. Ag tamgasının kökeni pantolondur. Evet yanlış duymadınız pantolon! Günümüzde bazı kesimler her ne kadar pantolon batı işi diyip giymek istemese de pantolon bizim atalarımızın binlerce yıldır giydiği bir kıyafettir. Atlarla iç içe bir yaşam süren atalarımızın bu durumu kıyafete de yansımıştır. Pantolonu, rahat bir şekilde ata binebilmek için atalarımız binlerce yıldır kullanmıştır. At üstünde uzun yollar kateden adeta atsız bir hayatın düşünülemediği zamanlarda rahat durması için pantolon yapılma ihtiyacı duyulmuştur.
Yandaki görsel Çin'in batı kesiminde bir mezarda bulunan ve Türklere ait olduğu sanılan 3000 yıllık bir pantolondur. Türklere ait olduğunu kanıtlayacak bir çok Türklere özgü figür tamga ve mezarın içinde bulunan savaş aletleri vardır. Ata rahat binebilmek için pantolonun ağ kısmı özel olarak dikilmiştir. Uzmanara göre ''pantolonun yapılışı, dikiş yöntemi, kullanılabilirliğine ve dönemine bakılırsa kesinlikle çığır açan bir ustalık işi''.
Ag tamgası günümüzde g harfiyle ifade edilir ancak belirttiğim gibi kalın ince sessizler vardır,
Orhun Tamgalarında. Ag tamgasıda kalın g sesini karşılar. Ğ sesi Göktürkçe de olmadığı için günümüz Türkçesinde yazarken ag tamgası kullanılır.
''eg-ge'' Tamgası
Eg tamgasıda köken olarak ''eğilmek''ten gelmektedir. Buradaki ses dönüşümünü göstermeme gerek yok ancak genede belirtmek istiyorum. Zamanla g sesi ğ sesne dönüşmüştür. Buraya kadar tamgaları okuduysanız ses dönüşümlerinin temelini anlamış olmalısınız. Sonraki tamgalarda olan ses dönüşümlerini çok kısa bir şekilde göstereceğim. Eg tamgası dediğim gibi eğilmeyi belirtir. Şekilde de görüldüğü gibi rüzgardan eğilmiş bir çiçeği, yaprağı temsil eder.
Eg tamgası günümüzdeki g harfidir. Eg tamgası ince g dir. Aşağıda da görüldüğü gibi ilk oluşum aşamasında bir çiçek ve yahut otun eğilişi olarak çizilmiş daha sonradan zamanla yazı sistemine dönüşerek fazla kısımlar zamanla çizilmemiş ve son görünümünü kazanmıştır.
Orhun Tamgalarında. Ag tamgasıda kalın g sesini karşılar. Ğ sesi Göktürkçe de olmadığı için günümüz Türkçesinde yazarken ag tamgası kullanılır.
''eg-ge'' Tamgası
Eg tamgasıda köken olarak ''eğilmek''ten gelmektedir. Buradaki ses dönüşümünü göstermeme gerek yok ancak genede belirtmek istiyorum. Zamanla g sesi ğ sesne dönüşmüştür. Buraya kadar tamgaları okuduysanız ses dönüşümlerinin temelini anlamış olmalısınız. Sonraki tamgalarda olan ses dönüşümlerini çok kısa bir şekilde göstereceğim. Eg tamgası dediğim gibi eğilmeyi belirtir. Şekilde de görüldüğü gibi rüzgardan eğilmiş bir çiçeği, yaprağı temsil eder.Eg tamgası günümüzdeki g harfidir. Eg tamgası ince g dir. Aşağıda da görüldüğü gibi ilk oluşum aşamasında bir çiçek ve yahut otun eğilişi olarak çizilmiş daha sonradan zamanla yazı sistemine dönüşerek fazla kısımlar zamanla çizilmemiş ve son görünümünü kazanmıştır.
''ed-de'' Tamgası Ed tamgası daha önce anlattığım gibi belirli bir nesne yada durumdan gelmemiştir. Ed tamgası ilk kullanım olarak sahip olunan malların işaretlenmesi için kullanılmıştır. Şöyle ki zamanın şartları gereği hayvancılığın ağır bastığı Türk toplumunda "mal" olarak tabir edilen (aynı kullanım hala daha mevcuttur) inek, öküz, koyun gibi büyükbaş hayvanları belirtmek için kullanılmıştır.
Ed mal değeri kazanan şeyleri belirtmek amacıyla bir işaretleme olarak ortaya çıkmıştır. Ed tamgası çarpı şeklinde olup ince d sesini belirtmek için kullanılır. Ayrıca ed tamgası çok farklı coğrafya ve kültürlerde aynı şekilde yani malları belirtmek içinde kullanılmıştır. Çıkış noktasını tam olarak bilemeyiz çünkü çok farklı coğrafya ve kültürlerdeki yazı sistemlerinde gerek harf olarak gerek sadece sembol olarak kullanılmıştır ve kullanılmaya devam etmektedir.
''ad-da'' Tamgası
Ad tamgasıda zaman içinde gerçekleşen ses dönüşümlerinebir örnektir. Ab ve eb tamgasında gerçekleşmiş olan b>v ses dönüşümü gibi bir örnekte ad tamgasında olmuştur.
Ad tamgası köken olarak ''adırmak'' yani ayırmaktan gelmiştir. Burada da görüldüğü gibi zaman içerisinde d sesi y sesine dönüşmüştür. Bu dönüşüm bizim kullanmış olduğumuz İstanbul Türkçesinde vardır, Kazak, Kırgız gibi Orta Asya Türk Lehçelerinde hala ''adırmak'' olarak kullanılır. Tamgada bir yada birden fazla şeyin adırılması yani ayrılmasını gösterir. Ad tamgası günümüz Türkçesinde kalın 'd' sesini belirtmek için kullanılır ve şekildeki gibi yazılır.
''aç-ça'' tamgası Türkçede ki ''ç'' sesini karşılamak için kullanılır. Köken olarak belirli bir nesneyi belirtmez. Aç tamgası okunduğu gibi ''aç-'' fiilinden türetilmiştir. Herhangi bir şeyi açmak, ikiye ayırmak anlamına gelir ve açmayı temsil eder. Aşağıda ki görselde ata binerken bacakları açmayı belirtir. Aynı örnek açılan ayrılan her şey işin geçerlidir.Örnekle anlatacak olursak mesela ''açtı'' yazacak olursak resimde gösterildiği gibi aç tamgası aynen yazılır sonrasında kalın 'T' ve 'I' tamgaları yazılır. a,ı,o,u kalın seslilerdir ve bunları ayırmak için (çünkü a-e, ı-i, o-u, ö-ü tek tamga halinde yazılır) hecedeki sessiz harflerin durumuna yani kalın olup olmadığına bakılır. Bu örnekte 'açtı' kelimesindeki tüm tamgaların kalın olduğunu 'at-ta' tamgasından anlıyoruz. Türkçe kuralı olarak kalın ünlüyle başlayan kelimeler kalın, ince başlayan ince devam etmek zorundadır. Bundan dolayı kelimedeki at-ta tamgası kalın olduğu için kalan 3 tamganında kalın olma zorunluluğu vardır. Evet at tamgası ortada ancak şöyle yaparsak : aç tamgasını ince okursak eçtı diye okumak gerekir ve hem anlamsız hemde kalın ince ünlü uyumuna uymayan bir kelime ortaya çıkmış olur. Bundan dolayı okurken aç tamgasının kalın ince durumunu kelimedeki at tamgasından anlayabiliriz.
''eb-be'' tamgasıda bir önce anlattığımız ab-ba tamgası gibi o zamanların şartlarında hayatta en çok kullanılan ihtiyaç duyulan bir ögeden gelmektedir. Her tamgamızı o zamanın koşulları göz önünde tutularak yorumlaya bilirsek aklımızda tutmak daha kolay olacaktır. Aslına bakarsanız her tamgayı üç beş kez şöyle bir tekrar edersek hemen öğrenebiliriz. Unutmayın ki Göktürk tamgaları kendi özümüzde oluşmuş bize ait bir yazı sistemidir.E haliyle bizde Türk isek kendi kültürümüzün ürünü olan tamgaları anlamak daha kolay olmalı, değil mi?
Her tamgayı zamanın koşullarıyla incelediğimizde ''eb-be'' tamgasınında aslında çok kolay bir yerden geldiğini anlaya biliriz. Önceki yazımızda bahsettiğimiz gibi Türkçe de zaman içinde ses dönüşümleri olmuştur. Eb tamgasıda bu dönüşümlere örnek gösterilebilir. Ab tamgası av, avlanmaktan geliyordu, eb tamgasıda eski kullanımı eb günümüz kullanımı olan ''ev''den gelmektedir. Zamanın koşulları göz önüne alındığında o zamanlarda bu günkü gibi evler mevcut değildi. Zaten ezici bir çoğunluğu göçebe hayat süren Türkler eblerde yani o zamanın evleri çadırlarda yaşamaktaydılar.
Eb tamgası ilk olarak basit bir çadır çizimi ile belirtilmiş daha sonradan ise yazıda kolaylık sağlanması için kenarlardaki fazla uzantılar çizilmemeye başlanmış ve son şeklini almıştır. Eb tamgası Türkçedeki eb-be yani ince ''b'' sesini karşılar. Orhun yazı sisteminde daha doğrusuyla o zamanın Türkçesinde ''v'' sesi olmadığı için ( v sesi zaman içinde b sesinden ayrılmıştır) günümüz Türkçesini yazarken ''v'' harfi, yerine göre kalın ab yada ince eb olarak yazılabilir.
NOT: Başka yerlerde o zamanın Türkçesinde bulunmayan v,f,h,c gibi harflere Orhun Tamgalarında ki çıkış seslerine uzantılar yaparak yeni tamgalar üretiyorlar. Ancak kesin bir karşılığı Orhun Kitabelerinde bulunmadığı için ben bu sonradan uydurma olarak yapılan tamgaları göstermek istemiyorum. Benim amacım Orhun Kitabelerinde ki mevcut resmi olan tamgaları, ses ve yazım kurallarını olduğu gibi anlatmaktır.

- Tamganın kısa açıklaması metnin sonundadır. Okumaya üşenenler için böyle uygun gördük.
Tamgalarımızı tanıtırken şuan kullandığımız Latin Alfabesi sıralamasını kullanacağız.Bu sıralamayı kullanırken öncelik sessiz harfler olacaktır. Sesli ve çift sesli harf yani tamgaları anlaşılabilir olması için en son anlatacağız. Bu sıralama ile gidersek şuan ki alfabemizin ikinci harfi olan ''B'' harfiyle başlayacağız
- Kısa bir not eklemek istiyorum. Daha sonra bu konuyla ilgili ayrı bir yazı yazacağım zaten ancak ilk yazı olduğu için eklemek istedim. Tamgalar en iyi kökenlerini bilerek öğrenilebilir. Bunun nedeni tamgalar oluşmaya başlarken zamanın temel ihtiyaç ve yaşamdaki temel gereksinimlerden yola çıkmıştır. Her tamganın kendine ait bir öyküsü yaşamdaki yeri vardır. Tamgalar rastgele oluşturulmamıştır geçmişten gelen birikim ve Türk kültürü ile Türkçeye en uygun olabilecek şekilde zaman içinde oluşturulmuştur. Göktürk tamgaları ilk kez Göktürkler devrinde kullanılmadı dediğim gibi bin yıllardır süre gelmiş bilgi birikiminin bir ürünüdür.
Ab-ba tamgasıda diğer tüm tamgalar gibi bir birikim sonucu oluşmuştur. Ab-ba tamgası şekil itibariyle bir kancayı anımsatmaktadır. Aslında anımsatmaktan öte bire bir uyuşmaktadır.
Tamgayı anlatmadan önce o zamanların yaşam tarzıyla ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum. Bilindiği üzere atalarımızın büyük bir çoğunluğu göçebe idi. Göçebe topluluklarının en büyük besin kaynağı hayvancılıktır. Yerleşik bir hayat sürmedikleri için tarım yapmak imkansızdır. Bu tarz toplumlarda hayvancılık ve avcılık ön plandadır.
Türklerin daha doğrusuyla o zamanın büyük bir çoğunluğunu oluşturan göçebe Türklerin en büyük besin kaynakları ellerinde ki hayvanlar ve doğadan avladıkları hayvanlar idi. Avcılık Türk toplumunun vaz geçilmez bir parçasıdır, o kadar ki kendi yazı sistemimiz olan Göktürk tamgalarına bile yansımıştır.
Gel gelelim avcılık ile ab-ba tamgası arasındaki ilişkiye. Bu ilişkiyi anlatmadan önce bir kaç Türkçe ses bilgisinden bahsetmek istiyorum. Türkçede zaman içinde ses dönüşümleri meydana gelmiştir. Bunun en büyük göstergeleri geçmişte kullanılan şimdi değişen kelimelerimizde saklıdır. Tamgaları anlatırken bu dönüşümleri ilgili tamgalarda anlatacağım. Burada anlatmak istediğim b>v dönüşümleridir. Eskiden Türkçede b ve v sesleri tek ses olarak telaffuz edilmekte idi. Aynı benzerlikler a-e, ı-i, o-u, ö-ü, p-f, k-h.... gibi seslerde de mevcuttur. Bu sesler zaman içinde birbirinden ayrılıp şuan ki konumlarını almışlardır. Birde daha ayrılma aşamasında kullanım telaffuzları ön plana çıkmıştır. Yani a-e sesi eskiden tek ses iken kalın ince sessizlerin oluşturduğu kullanım ile a ve e diye ayrılmışlardır. Seslilerdeki bu ayrılmayı yaratan neden sessizlerin kalın-ince olarak kullanılma ihtiyacından doğmuştur.
Ab-ba tamgasını anlatmadan önce ''ab'' ne demek? Bunu söylemek istiyorum. Ab ''av'' kelimesinin eski söyleniş şeklidir. Yukarıda belirttiğim gibi zamanla dönüşümler meydana gelmiştir. Aynı durum ''b'' sesinde de olmuştur. Geçmişte ''b'' ile söylenen çoğu şey günümüzde ''v'' sesine dönmüştür. Ab yani av da bunlardan birisidir. Ab tamgası avlanmaktan gelir. Geçmişte avlanılan avların etleri kancalara takılıp taşınmakta ve kurutulma işlevleri yapılmakta idi. Avcılıkta av aletlerinden çok avdan sonra kullanılan ve en çok ihtiyaç duyulan aletin kanca olması sebebiyle ab tamgası avlanmayı belirtmek için kanca şekilde çizilmiştir. Ab tamgası günümüz Türkçesinde kalın b sesi olarak kullanılır. Ab tamgası gayet doğal sade bir çizimi olduğu için her hangi bir gelişim süreci geçirmeyerek olduğu gibi yani kanca şeklinde kalmıştır. İleride anlatacağım bazı tamgalar ilk oluştukları şekillerden zamanla kolay kullanılması için rahat yazılabilir şekilde değiştirilerek yeni görünümler elde etmişlerdir. Ab tamgası olduğu gibi bir tamga olduğu için üzerine pek birşey konuşamayız.
OKUMAYA ÜŞENEN ÜŞENGEÇ ARKADAŞLAR İÇİN EN KISA AÇIKLAMASI ŞU ŞEKİLDEDİR;
Ab tamgası av kelimesinden gelir. Ab tamgası avlarda çok kullanılan kanca şeklindedir ve kalın b sesini karşılamak için kullanılır, ab-ba olarak okunur.















